Elma ile Armudu Karıştırmayın

Bir zamanlar gazetecilik bir meslekti. Emek isterdi, araştırma isterdi, en önemlisi de sorumluluk isterdi. Şimdi ise sosyal medya sayesinde herkes bir anda “gazeteci”, “yorumcu” ya da “uzman” oluverdi. İki tweet atan, bir video çeken, üç kulis bilgisi duyduğunu iddia eden kendini haberin merkezine koyuyor. Ama ortada ciddi bir sorun var: Elma ile armut birbirine karıştırılıyor.

Gazetecilik, duyduğunu anında paylaşmak değildir. Gazetecilik; doğrulamaktır, araştırmaktır, gerekirse susmaktır. Çünkü bazen en doğru haber, henüz yayınlanmamış olandır. Sosyal medyada ise hız, doğruluğun önüne geçmiş durumda. “İlk ben yazayım” telaşı, “doğruyu yazayım” ilkesini ezip geçiyor.

Bugün bakıyoruz; bir olay oluyor, daha detaylar netleşmeden onlarca farklı “gerçek” ortalıkta dolaşıyor. Herkes kendi bakış açısını mutlak doğru gibi sunuyor. Oysa yorum yapmak başka bir şeydir, haber vermek başka. Yorum; kişisel bakıştır. Haber ise gerçeğin kendisi olmak zorundadır. Bu çizgi silindiğinde ortaya bilgi kirliliği çıkar.

Bir diğer mesele de “etik”. Gazetecilikte etik, kırmızı çizgidir. Kimin neyi ne zaman yazacağı, nasıl yazacağı belli kurallara dayanır. Sosyal medyada ise bu kurallar neredeyse yok hükmünde. İnsanların özel hayatları, doğruluğu teyit edilmemiş iddialar, sırf etkileşim almak uğruna servis ediliyor. Sonra ne oluyor? Birileri mağdur oluyor, ama paylaşımı yapan çoktan yeni bir gündeme geçmiş oluyor.

Elbette sosyal medya güçlü bir araç. Doğru kullanıldığında sesini duyuramayanların sesi olabilir, gerçeklerin ortaya çıkmasına katkı sağlayabilir. Ama bu güç, sorumlulukla kullanılmadığında bir kargaşaya dönüşür. Bugün yaşadığımız tam olarak bu: Bilgi çok, ama güvenilirlik az.

Gazetecilik ile içerik üreticiliğini birbirine karıştırmamak gerekiyor. Her içerik üreten gazeteci değildir. Her yorum yapan da analist olmaz. Bu ayrımı yapmadığımız sürece hem meslek zarar görür hem de toplum doğru bilgiye ulaşamaz.

Kısacası mesele basit ama hayati: Elma elmadır, armut armuttur. İkisini aynı sepete koyarsanız ne tadı kalır ne de değeri. Bugün yapılması gereken şey, bu ayrımı yeniden hatırlamak ve hatırlatmaktır. Çünkü doğru bilgi, hâlâ en kıymetli şeydir.